Hakkında
Egemen Mustafa Şener kimdir?
Balkan’da doğmuş, Londra ve New York’ta yetişmiş bir fotoğrafçı. Moda çeker; ama mankeni
vitrin gibi dondurmaz. İnsanı, ışığı ve o anın gerilimini arar. Hikâyesi aşağıda.
Egemen Mustafa Şener 10 Haziran 1962’de Prizren’de doğdu. Babası İlker
Şener Kosovalı Türk bir mimar, annesi Elena Rozić Zagreb’li Hırvat bir piyanistti. Evde
Türkçe, Hırvatça ve Arnavutça konuşulurdu. Belki de bu yüzden yüzlere tek açıdan bakmaz;
aynı bakışta birkaç dil varmış gibi çeker.
Bugün hayatını Los Angeles ile Zagreb arasında kuruyor. İşlerinden bazıları Victoria
& Albert Museum ve MoMA koleksiyonlarında duruyor. Adını en çok duyuran dönüm
noktasıysa 1996’daki Fragments of Home sergisi.
Ne iş yapar? Moda, dergi, güzellik ve portre
Dergilere editorial çeker. Markalar için moda ve beauty işleri alır. Oyuncu, sanatçı,
iş insanı portreleri de çeker. Ortak yanı şu: ışığı şova çevirmez, modele “şöyle dur”
diye poz ezberletmez. Kumaşın dokusundan çok, o saniyedeki bakışı ve duruşu yakalar.
Bu yüzden fotoğrafları bazen yalnızca “güzel bir moda karesi” gibi değil; kısa bir sahne
gibi okunur.
1980–1984 · Londra Film okulu ve sokak yılları
On sekiz yaşında London Film School’a gitti. Punk ve New Romantic’in Londra’sında
siyah-beyaz kareler biriktirdi. Orada asıl öğrendiği şey makine ayarı değil; zamandı:
ne zaman basılacağı, ne zaman beklenmesi gerektiği.
1985–1989 · New York Richard Avedon’un yanında
School of Visual Arts bursuyla Manhattan’a geçti. Richard Avedon’un stüdyosunda asistanlık
yaptı. Güçlü kontrast, derin portre ve sete saygı burada oturdu. Sonra Vogue ve Harper’s
Bazaar için editorial yılları geldi. Bu dönem önemlidir; çünkü moda fotoğrafını süsleme
işi gibi değil, ciddi bir portre işi gibi taşıyan isimlerden biri olarak anılmasının
temeli burada atıldı.
1996 · Fragments of Home Savaşın gölgesinde bir sergi
1990’larda modelleri stüdyodan çıkarıp terk edilmiş endüstriyel mekânlara taşıdı. 1996
sergisinde haute couture ile Balkan savaşının bıraktığı duruş aynı karede yan yana geldi.
Sergiden çocuk mültecilere gitti. Bu sergi yalnızca “iyi fotoğraf çekmiş” olduğu için değil;
moda dilini toplumsal bir yüze bağladığı için kariyerinin en bilinen işareti oldu.
Bugün Neden hâlâ konuşuluyor?
Çünkü işleri sezon trendine değil; yüze, ışığa ve duruşa yaslanır. New York Fashion Week,
Columbia Fashion Week ve Los Angeles Center of Photography gibi yerlerde adı geçmeye
devam eder. Müzelerdeki işleri de bir kampanya bitince silinen görsellerden farklı; uzun
süre duran bir iz bırakır. Bu site de onun çektiği karelere doğrudan bakmanız için var.
Hayatını yıl yıl okumak isterseniz
biyografi sitesine bakın.
Burada asıl konu onun fotoğrafı ve portföyü.